GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar)

  • 11 Ocak 2018
  • 702 kez görüntülendi.
GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar)

Tarım insanlığın var oluşundan beri yaşamın sosyo-ekonomik yapı taşını oluşturmaktadır. Adem (a.s)’ın buğday yetiştirip ekmek yapmasından, Konya’da ki çiftçinin ürettiği unla Amerikan pastası yapmaya kadar değinebilir. Öyle ki artan nüfusa ters orantıda tarım arazilerinin azalması, doğal afetlerden tarım ürünlerinin çok kolay etkilenmesi, pazar ömrünü uzatmak, mevsim dışı ürün elde etmek ve birçok nedenden dolayı insanlar tarımda alternatif yollar aramıştır. Bunlardan bir tanesi de bitkilerin genetiğini değiştirerek hem çeşit sayısını arttırmak hem de tarımsal ürünlere olan talebi karşılamak için GDO’lu üretime geçilmiştir.

GDO denince akla hemen kanserojen maddeler, bozulan denge vb. şeyler gelse de GDO’nun kötü olduğu kadar iyi yönleri de vardır. ÖRN: Kuzey Atlantik Denizinde yaşayan bir balığın genleri kopyalanarak domatese aktarılmış ve soğuğa dayanıklı çeşit üretilmiştir. GDO’ da bir başka amaç ise, ham maddeden işlenmiş maddeye kadar olan zincirde, çevreye daha az zararlı, besleyici değeri daha yüksek, raf ömrü daha uzun ürünler elde etmektir. Bu yöntemler elde edilen gıdalar bazı yabancı zararlılara,böcek gibi bazı kemirgenlere karşı dirençli hale getirilmiş oluyor.Bu sebepten dolayı tarım ilaçları kullanımı azalmakta bir nebzede olsa faydalı bir yönü bulunmaktadır.Genlere müdahale edilerek tadı,kokusu,rengi,büyüklüğü gibi bazı fiziksel özellikleri de bu sayede istenilen bir kıvama sokulabilmektedir.

GDO’nun olumsuz yönlerinden söz edecek olursak; GDO bazı alerjik hastalar için tehlikelidir hatta öldürücü etkilere sebep olabilmektedir. Bazı haşerelerden uzaklaşması için bitkiye yapılan müdahale insanlara kadar etki etmektedir.Yapılan araştırmalarda hamile kadınların fetüs ve kanlarında rastlandığı gözlenmiştir. Çevresel olarak bazı böcek türlerine zarar vererek ekosisteme olumsuz etkisi vardır.

Bugün tüm dünyada ülkemizin yüz ölçümüne yakın bir alanda genetiği değiştirilmiş tarımsal ürünlerin ekimi yapılmakta olup, ekim alanlarının % 99’u; ABD, Arjantin, Kanada, Çin ve Brezilya’da bulunmaktadır. Dünyada GDO’ lu olarak üretilen bitkilerin % 99’unu soya, mısır, kolza ve pamuk oluşturmaktadır. Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakaroz, fruktoz içeren gıdalar; bisküvi, kraker, kaplamalı çerezler, pudingler, bitkisel yağlar, bebek mamaları, şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvansal gıdalar ile pamuk GDO’lu olma riski taşıyan gıdaların başında gelmektedir.

Ülkemizde GDO’nun durumuna bakacak olursak 1998 yılından bu yana ürünler hiçbir denetime tabii tutulmadan ülke sınırlarından içeri rahatça girebilmektedir. Çünkü Türkiye’nin gümrüklerinde ürünlerin ayrımı yapılacak laboratuvar alt yapısı yoktur. Ülkemizde birçok ilin pazarından alınan ürünlerin GDO’lu olduğu saptanmıştır.

Herşeyin doğalı güzeldir diyerek,imkanınız olduğu sürece sebze ve meyvelerinizi kendiniz üretin.GDO lu ürün olarak en çok üretilen mısır ve soya dan uzak duralım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yabangülü, Kandın Haber, Moda, Diyet, Sağlık, Eğlence, Magazin, El işi, Kadının Dünyası,

Türkiyenin Firma Rehberi
Tekil Ziyaretçi: Sayfa Görüntüleme :